Sağlıklı ilişkilerde anlaşmazlık eksilmez; güvenli hale gelir.
Seyda Nur Yaşarsoy · 29 Haziran 2026 · ⏳ 5 dk okuma

Tanıdığın en yakın çifti düşün. Muhtemelen hiç tartışmayan bir çift değil; tartışırken bile birbirinin yanında duran bir çift. Aradaki fark, ilişkinin sağlığını anlaşmazlığın sayısından daha iyi anlatıyor.
Yine de çoğumuz aksine inanırız: iyi bir ilişkide anlaşmazlık azalmalı. Sonra beş yıl sonra aynı konuda tartıştığımızı fark eder, ilişkinin yolunda gitmediğine karar veririz. Oysa yolunda gitmeyen, çoğu zaman beklenti.
Bu yazı romantik ilişkiler üzerinden ilerliyor; ama aynı çerçeve kardeşler, eski dostlar ve uzun süredir birlikte çalışan insanlar için de geçerli. Yakınlık nerede varsa, anlaşmazlık da orada.
Yanlış anlaşılmasın: bu yazı tartışmayı övmüyor. Sürekli, yıpratıcı ve aynı yere varan kavgalar bir ilişkiyi tüketir. Anlattığımız şey farklı; anlaşmazlığın yok edilmesi değil, biçiminin değişmesi.
Anlaşmazlık neden eksilmez
İlişki araştırmacısı John Gottman, çiftleri yıllar boyunca izlediği çalışmalarında iki tür sorun ayırt ediyor: çözülebilir sorunlar ve sürekli sorunlar. Sürekli sorunlar, kişilik ve ihtiyaç farklarından doğuyor; çözülmüyor, yönetiliyor.
Gottman'a göre çiftlerin tartıştığı konuların büyük çoğunluğu bu ikinci gruptan. Biri düzenli, diğeri dağınık; biri planlı, diğeri anlık; biri konuşarak sakinleşiyor, diğeri susarak. Bunlar beş yıl sonra da orada olacak.
| Çözülebilir | Sürekli |
|---|---|
| Bulaşık sırası kimde | Biri temizliği rahatlama, diğeri angarya olarak görüyor |
| Bu yaz tatile nereye gidilecek | Biri yenilik, diğeri tanıdıklık arıyor |
| Misafir kaçta gelsin | Biri kalabalıkta dolarken diğeri boşalıyor |
| Hangi fatura önce ödensin | Biri para biriktirince, diğeri harcayınca güvende hissediyor |
Sağ sütundaki sorunları çözmeye çalışmak, karşındakini değiştirmeye çalışmaktır. Bu, hem yorucu hem sonuçsuz. Yapılabilecek şey farklı: bu farkla nasıl yaşanacağını birlikte kararlaştırmak.
Hiç tartışmayan çiftlere gelince: Gottman'ın çalışmalarında kaçınma da bir örüntü olarak görünüyor. Sorunun konuşulmaması, sorunun olmaması değil. Bazen en sessiz ev, en çok ertelenmiş konuşmanın olduğu ev.
Bu ayrımın pratik bir sonucu var. Çözülebilir bir sorunda hedef, bir karara varmak.
Sürekli bir sorunda hedef, karar değil; karşındakinin neden öyle olduğunu anlamak ve bununla birlikte yaşanabilir bir düzen bulmak. İki sorunu aynı yöntemle ele almak, ikisini de büyütür.
Güvenli anlaşmazlık neye benzer
Gottman'ın en çok bilinen kavramlarından biri onarım girişimi. Tartışmanın ortasında gerilimi düşürmek için yapılan küçük hamleler: bir şaka, bir dokunuş, “dur, baştan alalım” demek. Sağlıklı çiftler daha az tartışmıyor; onarım girişimlerini daha iyi fark ediyor ve kabul ediyor.
- 01
Gerilim yükselir
- 02
Biri onarım dener
- 03
Diğeri kabul eder
- 04
Konuya dönülür
Döngünün kırıldığı yer genellikle üçüncü adım. Onarım girişimi geldiğinde, haklı çıkma isteği onu görmezden gelmeye iter. Oysa kabul etmek, tartışmayı kaybetmek değil; tartışmayı ilişkinin içinde tutmak.
Dikkat edilecek dört davranış
Gottman, ilişkiyi en çok yıpratan dört davranışı ayrıca adlandırıyor: eleştiri, küçümseme, savunmacılık ve duvar örme. Bunların hepsi her ilişkide ara sıra görülür. Fark, ne kadar sık göründükleri ve arkasından onarımın gelip gelmediği.
- 01
Yumuşak başlangıç
Tartışmanın ilk dakikası gidişatı belirler. “Sen hiç…” yerine “Ben şunu hissettim” diye başlayan bir cümle, karşındakinin savunmaya geçmesini zorlaştırır.
- 02
Küçümsemeden uzak durmak
Gottman'ın bulgularında ilişkiye en çok zarar veren davranış eleştiri bile değil, küçümseme: alay, göz devirme, aşağılama. Kızgınlık onarılır; küçümseme zor onarılır.
- 03
Mola hakkı
Nabız yükseldiğinde konuşmak işe yaramaz. “Yirmi dakika ara verelim, sonra devam edelim” demek kaçış değil; geri dönme sözü içeriyorsa onarımın kendisi.
- 04
Etki kabul etmek
Karşındakinin fikrinin kararını bir miktar değiştirmesine izin vermek. Her konuda değil; ama hiçbir konuda değişmiyorsan bu bir ilişki değil, bir monolog.
Tartışma bittikten sonra
Gottman'ın önerdiği bir pratik de tartışmanın ertesinde yapılan konuşma. Konuyu yeniden açmak için değil; ikinizin de o sırada ne hissettiğini anlamak için. “Ben orada kendimi görülmemiş hissettim” demek, kimin haklı olduğunu konuşmaktan daha çok yakınlık üretir.
Bu konuşma kısa olabilir. Beş dakika, yatmadan önce, telefonlar kapalı. Önemli olan uzunluğu değil, tartışmanın son sözü olmaması.
Bir şey daha: onarım her zaman sözle olmaz. Bir bardak çay getirmek, yan yana oturmak, aynı odada kalmak. Gottman'ın çiftlerinde en etkili onarımlar çoğu zaman en küçük olanlar; çünkü büyük jestler bir özür gibi, küçük olanlar bir davet gibi okunuyor.
Yakınlık dediğimiz şey
Aynı fikirde olmak yakınlık değil; çoğu zaman biri fikrini saklıyor demek. Yakınlık, farklı düşünürken bile karşındakinin seni terk etmeyeceğini bilmek. Bu bilgi, konuşulan hiçbir cümlede yok; sadece tekrar eden davranışta var.
Bu yüzden yakınlık, iyi günlerde değil, tartışma sonrasında ölçülür. İyi günde herkes yakındır. Soru şu: kötü bir tartışmanın ertesi sabahı kahveyi kim kime uzatıyor ve karşı taraf onu alıyor mu.
“Bir ilişkiyi güvenli yapan, hiç kavga etmemek değil; kavganın ortasında bile kapının kilitli olmadığını bilmek.”
Bunun tersini de söylemek gerek. Her konuda anlaşan bir çift ya çok şanslıdır ya da biri bir süredir konuşmuyordur.
İkincisi daha yaygın. Sessiz uyum, çoğu zaman tek taraflı bir vazgeçiştir ve fatura sonradan gelir.
O halde ölçü şu olabilir: son tartışmanızdan sonra birbirinize yaklaştınız mı, uzaklaştınız mı? Anlaşmazlık eksilmiyorsa ama bu soruya verdiğin cevap çoğu zaman “yaklaştık” ise, ilişkin iyi durumda. Hem de tartışmalara rağmen değil, tartışmalar sayesinde.
